rerum memorandarum libri
bu kadar.
bu kadar.
olsun demek de zor artık, çocuk düşlerimiz yok artık.
hadi başlayalım. hadi yazmaya başlayayım şimdi insanların nasıl aldatıldıklarını, nasıl kandırıldıklarını, nasıl hayal kırıklığına uğratıldığını falan. hadi yazayım şimdi hiç bu kadar ağır üzemeyecek insanın bi anda seni nasıl yıkıp hayattan soğutabileceğini, ne yapacağını şaşırtacağını. kimseye -hiç kimseye- güvenemeyecek olacağını, her şeyin geçici olacağını. gereksiz bunları yazmak; yazdım evet ama silmedim, paylaşmak gerekiyor bazen okumayan olmasa bile, okuyan olmasa da hani bi yerde bulunsun bu ister insan, bulunsun ki hiç unutmasın, hiç yumuşamasın. yaşayan bilir, yaşanamayan hiç yaşamasın.
umursamamanın verdiği o mükemmel hafifliği nasıl özledim bilir misin? ama aslında özlemek için öyle özelliğinin olması gerek değil mi? bende o da yok ki arkadaş.. sahip olmadığım şeyi nasıl özleyebilirim ki? benim düşüncelerimin hepsini alsana, hepsini, hiçbirini istemiyorum, rahatlamak istiyorum, alsan olmaz mı? onları al, her şeyimi verebilirim, ama zaten onlar her şey oldu, karıştım değil mi? ağzıma sıçayım ben tamam mı? o fotoğraf var ya, affedersin ama siktir et onu.
şimdi tekrar mutluluğumu paylaşmak istiyorum sayın kişiler. 1 2 3 4.. evet bak saçmaladım bile, çünkü neden? çünkü kredi yükseltmeden tam puan almışım. oğlum pek mutluyum ya sen git 3 saatlik ingilizce belgeseli izle, sorulan sorulara cevap ver, times new roman 12 puntoyla essay yaz sonra böyle tam puan al falan. şimdi böyle hani durduramadım da kendimi yine. çıldırdım sevinçten bi an. haleluya
özel sanılan günlerden nefret ediyorum.
“Dünyayı değiştirmek istemiştik fakat değişen tek şey saçlarımızın uzunluğu oldu.”
cemal süreya
nesin sen be adam?